12 Ekim 2012 Cuma

Kazım Karabekir Paşa Vatan Davasını Yarıda Bırakmayı Düşünmüştü!


Padişah Vahdettin, 20 Eylül 1919 tarihinde yayınladığı bir beyannameyle açıkça Milli harekete karşı olduğunu göstermiş; savaşarak değil, teslim olarak kurtuluşa ulaşılabileceğini belirtmiştir.

Beyanname dikkatle okunduğunda Padişah Vahdettin'in "düşmana karşı direnişten" değil, çok yumuşak bir üslupla "düşman karşısında sessiz kalmaktan" söz ettiği görülmektedir. İşgallere üzüldüğünü, devlet ve milletin haklarını korumak için çaba harcamanın doğal olduğunu belirten kurnaz Vahdettin, sözü döndürüp dolaştırıp, Milli hareketin gereksizliğine getirmiş; Avrupa kamuoyunun lehimize döndüğünü, Mebusan meclisi seçimlerinin zamanında yapılabilmesi ve barış konferansından olumlu bir sonuç alınabilmesi için "Milletin her ferdinden bu günkü durumun nezaketini takdir ederek sessizlik ve soğukkanlılığını korumasını, kanunların hükümlerine ve hükümetin emirlerine uymasını, düzen ve asayişi bozacak hareketlerden sakınmasını" istemiştir. Padişah Vahdettin'in beyannamesinin sonundaki şu cümle onun politikasını özetlemektedir: "Büyük devletlerin adalet ve insaf duyguları ile gerçekleri gittikçe anlayan Avrupa ve Amerika kamuoyunun yumuşaması da bu umudumu belgelendirmektedir."

Vahdettin'in Milli hareket karşıtı bu beyannamesinin halkı olumsuz etkilememesi için harekete geçen Atatürk, bazı tedbirler almıştır. Fakat Atatürk'ün bütün tedbirlerine karşın padişahın beyannamesi bazı yerlere ulaşmıştır.

Milli harekete büyük zararlar verebilecek bu beyannamenin yayılmasında Kazım Karabekir Paşa'nın da büyük gayretleri olmuştur. Atatürk'le birlikte milli direniş için yola çıkan Karabekir Paşa'nın sadece dört ay sonraki bu değişimini anlamak olanaksızdır doğrusu! Atatürk, Nutuk'ta, Milli hareket karşıtı bu beyannamenin yurda yayılmasına önayak olan Kazım Karabekir Paşa'yı ağır bir şekilde eleştirmiştir.

Karabekir Paşa, 21 Eylül 1919'da Trabzon Mevki Komutanı'na gönderdiği uzun bir telgrafta Padişah Vahdettin'in Milli hareket karşıtı beyannamesini öve öve bitirememiştir.

"Trabzon Mevki Komutanı'na, Şevketli Padişahımız Hazretlerinin ulusuna karşı yayımladıkları kutlu bildirilerin hemen görevlilere ve halka ulaştırılması gereklidir. Böylece şimdiki hain hükümetin melek yüzlü Padişahımız efendimizi ne denli küstahça ve gözü peklikle aldatmakta olduklarını anlayamayanlar kaldıysa hepsi anlasınlar. Ulusu ve ülkesi için kutlu yüreğinin ne denli büyük bir sevgi ve esirgeyicilikle dolu olduğunu gösteren bu bildiride en açık olarak göze çarpan şey, hükümetin haince gidişi üzerine ulusun halifelik katına sunduğu yakınma yazılarının daha Padişaha bildirilmemiş olmasıdır. Çünkü ulusa ve yurda karşı çektikleri hainlik hançerini bilmiş olsalardı, bu hainleri bir dakika bile yerlerinde tutmayacaklarına, kutlu bildirideki yürekten gelen anlatım en büyük tanıktır. Bu hainler bu gerçeği bildikleri için halife efendimizi doğrudan doğruya ulusla karşı karşıya getirmiyorlar. Bunun için ulusa düşen ödev, şanlı Padişaha sonsuz sevgi ve bağlılığını durmadan göstermek ve sunmakla birlikte, bütün ulusun ve ordunun birlik olarak Padişahın söz götürmez haklarını, ulusun ve ülkenin varlığını kurtarmaya çalıştıkları, ama bu hain hükümetin yasal ve gönülden bağlılığı anlatan bu davranışı Padişahımız efendimizden gizledikleri, üstelik büsbütün ters bir biçimde gösterdikleri gerçeğini dün karar verildiği üzere halifelik katına aracısız bildirmektir. Erzurum halkının bu yolda yazacakları telin bir örneği oraya bildirilecektir. 15. Kolordu Komutanı Kazım Karabekir"

Kazım Karabekir Paşa, Vahdettin'e övgüler yağdırdığı telgrafını şöyle bir eklemeyle Atatürk'e de göndermiştir:

"Bu konuda düşünceleriniz var mı? Bu kutlu bildiri, ulusun padişahına gerçeği bildirmesine yeniden elverişli bir durum yaratmıştır ki, Erzurum halkı hükümetin bütün cinayetlerini sayarak, yeniden padişaha dileklerini bildirecektir. Bunun örneğini ya çekilmek üzere ya da bilgi için sayın kurulunuza sunacağım"

Daha sonra Kazım Karabekir'den bir telgraf daha gelmiştir. (Bu telgraf 9 Mayıs 1933 Milliyet Gazetesi'nde yayınlanır.) 1919'un Eylül'ün de gelen bu telgraf Mustafa Kemal'i çok zor bir duruma düşürmüştür. Aslında bu telgrafı okuyanlar Kazım Karabekir'in kitabındaki iddaalar hakkında da kolay kolay hükümlerini verebilirler.Telgraf şöyledir:
«İstanbul'da Meclis-i Milli'de tahasul eden (sonuçlanan) cereyana karşı Heyet-i Milliye'nin ve Kuvayi Milliye'nin makus (ters) ve mütebakim bir vaziyet almasını doğru bulmuyorum. (..) Yalnız Heyet-i Temsiliye bu işin içinden kârlı çıkmak ve işin mesuliyetini takdir keyfiyetini Meclis-i Millî'nin uhdeyi namus ve hamiyetine bırakmayı mütalâa ediyorum. (..) Heyet-i Temsiliye'nin artık Meclis-i Milli'ye tevdi-i mukadderat ederek dağılmasını ve mevki-i faaliyetten çekilmesini yazar ve bir de teşekkür eder..»

4 yorum:

  1. Bunu hangi kafayla yazdiysan al benimkiyle degistir Uydurmak icin cok ugrastinmi cunku ilk uc satiri okuduktan sonra dandik ve uydurma yazi oldugu anlasiliyor

    YanıtlaSil
  2. Ya siz OSMANLI ve TURKIYE dusmani oldugunuz Hanedan uyesinin isminin basina KURNAZ koymandan oluyor.Yazina oyle bi merak ve heyecan ile okumak icin tikladim ne goreyim Kutlarım Kurnaz Vahdettin ! Burdan sonrasi okumaya bile gerek duymadim cunku senin Zikrini ve Fikrini kendi agzinla soylemissin . Beyaz TURK seni senin soyunda bir encebilik vardir ya Annen Gavur yada Baban ancak yarasi olan gocunur . Senin de var bir yaran :) :) benim degdirmedigim garanti bunu soyleyijm de :)

    YanıtlaSil
  3. Hanedandan birisinin isminin başına kurnaz koymam beni hain yapıyorsa, Mehmet Akif Ersoy 2.Abdülhamit'e "baykuş" diyerek herhalde en büyük hainliği yapmış oluyor. Ya da senin zihniyetine göre Kazım Karabekir de hain çünkü kendi yazdığı kitapta Vahdettin'in halife olarak kalmasının İslam alemine küfür olduğunu söylüyor. Arkadaş bak benim derdim, Osmanlı, padişah, Vahdettin falan değil tamam mı? Benim derdim bu millet! Bu ülkede Mustafa Kemal'i Kazım Karabekir gibi (ki çok saygı ve sevgi duyduğum bir insandır) Fevzi Çakmak gibi büyük komutanları kullanarak ikinci plana atmaya çalışanlara izin vermemeliyiz. Komutanları sıraya dizerek, Kurtuluş Mücadelesini bu başlattı, şu başlattı gibi ifadelerle çarpıtmalarına izin vermemeliyiz. Bu yazıyı ben 2012'de yazdım, o dönemde Kurtuluş Savaşını Kazım Karabekir başlattı diyorlardı, Mustafa Kemal "bir şey yapmamış"... Bunun üzerine bu yazıyı yazdım ve yazımın arkasındayım. Vahdettin'e kurnaz demem seni rahatsız ettiyse, İstiklal Savaşını yöneten meclisin zabıtlarına bak ve Vahdettin için neler söylenmiş bir oku! Ayrıca bence yarası olan sensin ki bana "Beyaz Türk" demişsin. Beyazını karasını anlamam ama doğru söylemişsin ben Türk'üm ve bu kelimeyi küçümseme olarak kullanmam senin bir yaran olduğunu gösteriyor. Yorumun için teşekkür ederim.

    YanıtlaSil
  4. Sen Atatürk’ünü tek ve en büyük lider olarak göstermeyen tarihi bilgilere, çarpıtılan tarih diyorsun ama asıl çarpıtılan tarihin Atatürk’üyün yazdırdığı resmi tarih olduğunu artık herkes biliyor ve televizyonlardan dile getiriyorlar. Atatürk’ün, vatan haini dediğiniz Vahdeddin’in kızıyla evlenip saraya damad olmak için çırpınırken, beğenmediğiniz İstanbul hükümetinde harbiye nazırı (bakanı) olmak için can atarken ve Kâzım Karabekir’in biran önce Anadolu’ya gidip kurtarabildiğimiz yerde yeni bir Türk devleti kuralım dediğinde Atatürk’ün bu da bir fikir diyor ve gelmiyordu. Ya istiklal ya ölüm sözünü Atatürk’ün değil Karabekir söylemişti, Atatürk’ün de delilik demişti. M.Kemal Anadolu’ya gönderilişine de yazdığı Nutukta, «Beni İstanbul’dan sürgün ve cezâlandırmak için Anadolu’ya gönderdiler» diyordu. Sizlerin anlattığı gibi Samsun’a kırık dökük bir tekne ile değil, o zamanın modern Bandırma vapuru, 121 asker ve 5 memurla, 66 binek hayvanı ve 4 otomobille İngilizlerin müsaadesiyle Vahdeddin tarafında gönderilmişti. İngilizler Atanızı, Rum Pontusları ve Ermenileri Türklerin elinden kurtarsın diye gönderir, Vahdeddin’in bundan haberi yok, o da Atanızı memleketi kurtarsın diye 30 bin altın vererek gönderir. Anlaşmalarına göre Atanızla Vahdeddin birbirine düşman görüneceklerdir. Karabekir de bu anlaşmaya göre hareket etmiştir. Atanız Vahdeddin’e hain diyerek ihanet etmiş, İngilizlerin emri olan Rum Pontus ve Ermenileri kurtarma görevini yapmasına da Karabekir mani olmuştur. Erzurum Kongresinin yapan da Atanız değil Karabekir’dir, yani Türkiye’nin kuruluş temelini atan Karabekir’dir ama Atanızı tek lider yapmak için Karabekir’e düşman olup, tarihten silmeye çalıştınız ama artık Karabekir’in büyüklüğünü herkes biliyor. Boşuna uğraşma karalayamazsın.

    YanıtlaSil